Sayfalar

12 Haziran 2011 Pazar

Bir Kızın Hikayesi

Aşağıdaki yazı gerçek olaylardan esinlenerek yazılmıştır ve bol miktarda (!) içermektedir.

Yıl 1988 - Samsun'da bir kız doğdu. Adı önemli değildi. Çünkü erkek değildi. Babası kız olduğu için değil, erkek olmadığı için yüzüne bile bakmadı. Çünkü bebeğinin iki gramı eksikti. Aslında bu şaşılacak bir durumdu. Çünkü bu şekilde düşünen bir insanın da mutlak suretle beyni eksikti; ancak kimse bunu yüzüne vurmamıştı. Belki de beyninin eksikliğini, iki gram fazlasıyla kapattığını düşünmüşlerdi. Baba üzgündü. Çünkü erkek adamın erkek evladı olurdu.

Yıl 1992 - Babanın çalışmaları bu sefer doğru sonuç vermişti. Nur topu gibi bir erkek evladı olmuştu. Önemli olan tabi ki nur topu gibi olması değil, iki gram eksikliğinin olmayışıydı.


Baba iki çocuğunu da sevdi; ama oğlunun yeri haklı olarak bir başkaydı. Çünkü o oğlandı. O soyadını devam ettirecek yegane insandı. Kendisi dünyadan göçtükten sonra soyadının devam edecek olmasının neden bu kadar önemli olduğu anlaşılamadı; ancak beyni eksik olduğu için bu fazla sorgulanmadı.


Baba oğlunun altına 18'ini doldurmadan arabasını çekti. Çünkü o erkek adamdı. Kızına araba kullanmayı bile öğretmemişti. Çünkü ne gerek vardı. Erkek adamın malı mülkü olmalıydı. Baba boş durmadı ve hemen oğlunun üstüne 1 ev, 1 dükkan yaptı. Kıza mal vermeye gerek yoktu. Nede olsa ilerde ona damat bakacaktı. Babanın vizyonu çok genişti. İlerde oğluna kuyumcu dükkanı açacaktı.


Yıllar bu şekilde geçip giderken kız bir çocuğu sevdi.Çocuk lise mezunu olduğu için üniversitede okuyan kızlarına layık görülmedi. Halbuki kendi oğulları da lise mezunuydu; ama onların vizyonu çok genişti. İleride oğulları koskoca bir kuyumcu olacaktı. Derken asıl neden anlaşıldı. Önemli olan sevdiği çocuğun lise mezunu olması değil "topraklarının" olmayışıydı. Çocuğun aileden kalma "toprakları" yoktu. İşte çocuk böylesine aşağılıktı. Kızın ailesi de dünyanın zengini değillerdi; ama çıktıkları kapıyı bilmemeleri de büyük bir meziyetti.


Yıl 2010 - Kızın ailesi kızı eve kapattı, dövdü, sövdü. Çevreye üniversite terk kızımız var diye haber saldı. Görücüler gelmeye başladı. Kız dövüldü, kıza sövüldü, kızın yüzüne tükürüldü. Kıza büyü yapılmaya çalışıldı, eve hoca çağırıldı. Bu devirde böyle şeyler çok normal ve çok olağandı; ama kız dayanamadı ve evden kaçtı. Çocukla evlendi.


Yıl 2011 - Kızın üniversitede son senesiydi ve hamileydi. Kız biraz safçanaydı çünkü aileden gelen genler vardı. Kızın oğlu oldu. Koymak istediği ismi kayınpederi beğenmedi ve ağırlığını koydu ve torununun ismini kendi belirledi. Kızın kendi babası torunu olduğunu bile bilmiyordu.


İşte kızın hayatı böyle boktandı; ama bir kızın hayatının ne önemi vardı...


- yeşiL -

2 yorum:

Elis'in Umursanmaz Defteri dedi ki...

yaşadığımız hayat hep birilerine bağlanmıyor mu içine ettiğim hayatta ! kalemine sağlık . . .

yeşiL dedi ki...

Malesef bağlanıyor Elis :( Özgürlük güzel olduğu kadar zor elde ediliyor. Bu arada yazıyı beğenmen beni sevindirdi :)