Sayfalar

24 Şubat 2012 Cuma

Beri Gel

Beri gel, daha beri, daha beri.
Bu yol vuruculuk nereye kadar böyle? 
Bu hır gür, bu savaş nereye kadar? 
Sen bensin işte, ben senim işte... 
Ne diye bu direnme? 
Ne diye aydınlıktan kaçar aydınlık? 
Topumuz bir tek olgun kişiyiz... 
Ne diye böyle şaşı olmuşuz? 
Zengin yoksulu hor görür, ne diye? 
Sağ, soluna yan bakar, ne diye? 
İkisi de senin elin... 
Peki, kutlu ne, kutsuz ne? 
Topumuz bir tek inciyiz... 
Başımız da tek... 
Aklımız da tek. 
Ne diye iki görüp kalmışız bu iki büklüm gökkubbenin altında? 
Sen habire gevele dur bakalım... 
Habire "usul boylu birlik çam ağacı" de... 
Sonu nereye varır bunun şu beş duyudan, altı yönden? 
Varını yoğunu birliğe çek, birliğe. 
Kendine gel... 
Benlikten çık... 
Uzak dur... 
İnsanlara katıl... 
İnsanlarla bir ol... 
İnsanlarla bir oldun mu, bir madensin... 
Bir ulu deniz. 
Aksine kendinde kaldın mı, bir damlasın, bir dane... 
Dünyada nice diller var, ama hepsinde de anlam bir... 
Sen kapıları, destileri hele bir kır, sular nasıl bir yol tutar gider göreceksin.
Toprakta yeşeren gül bahçesi yok olur. 
Gönülde yeşeren gül bahçesi ise ne hoş! 
Biz pergel gibiyiz. 
Bir ayağımız şeriat üzre sabit, öbür ayağımızla yetmiş iki milleti devrederiz.


- Mevlana -

Hiç yorum yok: